<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:yandex="http://news.yandex.ru"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
>
	<channel>
	<title>5G Virüs Platformu - 5gvirusnews</title>
	<link>https://www.5gvirusnews.com/</link>
	<description>5G Virus Platformu 5G teknolojisinin getireceği yeniliklere karşı değil, İNSAN sağlığına ve doğaya  getireceği zararlara karşıdır.</description>
	<image>
		<title>5G Virüs Platformu - 5gvirusnews</title>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/</link>
		<url>https://www.5gvirusnews.com/images/banner/logo-large.png</url>
	</image>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/bakalim-ne-zaman-donecek-h1969.html</link>
		<title>BAKALIM NE ZAMAN DÖNECEK?</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[YENİDOĞAN BEBEKDE K VİTAMİNİNİN DÜŞÜK OLMASI FİZYOLOJİK BİR GEREKLİLİKDİR.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Yazan Prof. Dr. Alişan YILDIRAN</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Değerli okuyucular yıllar evvel kaleme aldığım “yenidoğmuş bebeğe K vitamini uygulaması doğru mudur?” başlıklı yazıma (1) beklediğim cevap taa İsveç’den ancak geldi, çünkü memleketimin okumuşları fakir gibi vatanperverleri bilerek görmezden gelmeyi tercih ediyor, iyi de ediyorlar....</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Görmezden gelmedikleri, diş geçirebildiklerini yok etmeye çalışıyorlar, ama bu memleketin, milletin anaları daha ne yiğitler doğurur evvel Allah. İsveç’de yapılan çalışmadan da (2) haberim tanışmadığımız ama severek takip edip bilgisinden istifade ettiğim Dr Ferhat Arslan’ın twitter sayfası sayesinde oldu. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ne demişti Kör’ün Oğlu Ruşen Ali “tüfek icat oldu mertlik bozuldu”. Sun’i Zekâ (SZ) icat oldu işler değişti. Baksanıza sahipleri bile bu SZ ilerlemesini yavaşlatalım yoksa insanlığın sonu gelecek diyorlar (3). Akademisyenlik artık gereksiz oldu çünkü, uygun kelimeleri yazarak birkaç dakika içinde bahsettiğim makale nedir, nasıl yapılmış, eksik ve güçlü yönleri nedir hemen elinizin altına geliyor. Yine de bahsettiğim makaleye erişim sağlayıp BİZZAT okuduktan sonra gördüm ki, yine hayatlarında hiç doğum yaptırmamış, yenidoğmuş bebeği kucağına almamış bir takım adamlar yine de dikkate değer bir retrospektif kohort değerlendirmesi yapmışlar, ama işe yarayacak noktaları atlamış ve tipik ‘RF tıbbı etki ajanlığı’ yaparak K vitamini iğnesi yapılmazsa bebekte beyin kanaması olur algısı satıyorlar. Hızlıca bir tarama yaptıktan sonra bu makaleyi gayet güzel tenkit eden bir Avustralya’lı ebe hanımın (ebe=midwife etimolojik olarak çok hoş bir kelime bizim tecrübeli anlamına gelen ‘kocakarı’ gibi) mütalaasını buldum, okudum ama özetleme ve tercüme işini SZ’ya yaptırdım, affedin (4). Yenidoğan dernekleri ebe hanımı küçümsemeden cevap yazsınlar lütfen. Ebe hanımın sitesinin adı BirthSavvy’de ‘akıllı doğum’ manasına geliyor yanlış anlamayın.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">BirthSavvy’nin (Ebe hanım kendisini PIP diye adlandırmış) tenkidini sunuyorum;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>1-Çalışma ne yaptı? </b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İsveç'te 2003–2021 arasında doğan, ≥35 haftalık <b>2.020.302 bebek</b> incelenmiş, yani erken doğanlar alınmamış (halbuki bunlar da kolayca karşılaştırılmalı idi-AY). Bunların <b>24.089'unda doğumda intramüsküler (IM-kas içi) vitamin K uygulandığına dair kayıt bulunmamış</b>. Sağlık kayıtlarından ICD 10 kod sistemine göre ilk 6 ay içinde çeşitli kanama teşhislerinin görülüp görülmediğine bakmışlar. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yani çalışma aslında “vitamin K alanlar” ile “vitamin K almayanları” değil: <b>“IM vitamin K uygulandığı belgelenenler” ile “IM vitamin K uygulandığı belgelenmeyenleri” karşılaştırmış</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>2- “%52 daha fazla kanama” ifadesi yanıltıcı olabilir</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çalışmanın en çok gündeme gelen sonucu, IM vitamin K kaydı olmayan bebeklerde <b>kanama teşhisi için düzeltilmiş odds'un (yani oranın) %52 daha yüksek olması</b>.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ama bu <b>mutlak kanama riskinin %52 arttığı anlamına gelmez.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_09_21_19_57_031.png" /></b><b>&nbsp;</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Dolayısıyla “%52 daha fazla risk” yerine, gözlenen mutlak fark yaklaşık <b>1000 bebekte 2,6 ek kanama tanısı</b> şeklinde ifade edilebilir. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>3- En önemli nokta: “kanama” = VKDB değil</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Araştırmanın esas bulgusu ispatlı<b> vitamin-K-deficiency bleeding (VKDB)</b> değil.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sağlık kayıtlarından intrakraniyal, gastrointestinal, solunum sistemi, umbilikal (göbek, yumuşak doku kanamaları bulunuyor (Bir ilave yenidoğanda kanama denince ilk birkaç gün göbekten sızan kan da tehlikeli zannediliyor ama değil_AY). Bu sebeple: <b>1/157 = vitamin K almayan her 157 bebekten birinde VKDB gelişti </b>sonucu çıkarılamaz. Aynı şekilde: <b>1/454 bebekte vitamin K eksikliğine bağlı beyin kanaması oldu </b>demek de mümkün değildir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>4- Her kanamayı vitamin K önleyemez</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Vitamin K profilaksisi, <b>vitamin K eksikliğine bağlı pıhtılaşma bozukluğundan kaynaklanan kanamaları</b> önlemeye yardımcı olabilir. Ancak bir bebeğin kanaması hipoksi, enfeksiyon, vasküler anomaliler, başka bir pıhtılaşma bozukluğuna bağlı ise vitamin K verilmesi o kanamayı mutlaka önlemez. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>5- “Ebeveynler vitamin K'yı reddetti” sonucu da doğrudan gösterilmemiş</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Makalenin sonuç bölümünde ebeveynlerin vitamin K'yı reddetmesine dair <b>eğitim çalışmalarının artırılması</b> tavsiyesi var. Fakat araştırmacılar <b>“Bu bebeğe vitamin K verilmedi çünkü ebeveyn reddetti.” </b>şeklinde bir veri toplamamışlar. Yani çalışmada olmayan bir veriyi tavsiye eden başlığı atmışlar (Tipik bir RF uygulaması-AY).</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Fakirin ebe hanımın tenkidine ilave edeceği nokta ise şudur, İsveç’de bile K vitamini uygulanması ciddi şekilde sorgulanmaktadır. Bizde nerede ise kalmamış olan evde doğum yine yüksek bir orandadır. </b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Makalede Varmland vilayetini neden dışladıklarını çok merak ettim, halbuki bu vilayetin tıbbi kayıtları oldukça sağlam görünüyor (5).</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Bu vesile ile doktoralı bir ebenin de vitamin K uygulaması hakkında çok satan bir kitap yazdığını hatırlatmak icap eder (6). Amazon.com’un verdiği bilgiye göre bu kitab gebelik ve çocuk hakkındaki yaklaşık 244bin kitap arasında 365’inci, vay canına. Acaba İsveç’de bu kitabın popülaritesi ne kadardır? Maalesef lisanımıza tercümesi yok tabii.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Adı geçen makalenin neden JAMA pediatrics’de yayınlandığı da merak konusu. JAMA meşhur AMA (American Medical Association)’nın dergisidir. Günümüz tıbbının bu derece zavallılaşmasının ana sebebi olan AMA, malum kişilerin desteklediği kurucuları iyi bilinen şarlatanlardır (7).</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Değerli okuyucularım tekrar söylemek lazım akıl, mantık ve tecrübe olmadan makale ile tababet OLMAZ. </b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Değerli Bakanlığımızı bu konudaki verilerini ortaya koymaya davet ediyorum, bakalım topuk kanı, k vitamini, doğar doğmaz aşı gibi uygulamalar 2000’den önceki nüfus artış hızını etkilemiş mi, etkilememiş mi? Hiç merak eden yok mu?</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><strong>(1)</strong> <u><a href="https://ahmetrasimkucukusta.com/2017/10/09/misafir-yazar/yenidogmus-bebege-k-vitamini-uygulanmasi-dogru-mudur/">https://ahmetrasimkucukusta.com/2017/10/09/misafir-yazar/yenidogmus-bebege-k-vitamini-uygulanmasi-dogru-mudur/</a></u></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><strong>(2)</strong> <a href="#google_vignette">https://jamanetwork.com/journals/jamapediatrics/article-abstract/2851525#google_vignette</a></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><strong>(3) </strong><a href="https://www.theguardian.com/technology/2026/sep/13/openai-sam-altman-elon-musk-back-anthropic-calls-brakes-ai-development">https://www.theguardian.com/technology/2026/sep/13/openai-sam-altman-elon-musk-back-anthropic-calls-brakes-ai-development</a></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><strong>(4)</strong> <u><a href="https://birthsavvy.com.au/vitamin-k-and-the-new-swedish-study-what-the-headlines-dont-tell-parents/">https://birthsavvy.com.au/vitamin-k-and-the-new-swedish-study-what-the-headlines-dont-tell-parents/</a></u></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><strong>(5) </strong><u><a href="https://www.arkivdigital.net/blog/birth-records/new-births-in-varmland-1800-1840">https://www.arkivdigital.net/blog/birth-records/new-births-in-varmland-1800-1840</a></u></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><strong>(6)</strong><u><a href="https://www.amazon.com/Vitamin-K-Newborn-Sara-Wickham/dp/1999806409/ref=sr_1_3?crid=1HM6JNH6ZAR4P&amp;dib=eyJ2IjoiMSJ9.pbY4KTv01IZ4pjODqxNDPOXv50MzH3mfDzCl_7n1981Wc-Met8ZIQDr8eM72gGZM8qHXR6pSyZZx0DV9825gWhxl3lDRM5PMWJFGtJmVu4hshN4M9U5VxxApWExjOXTZsFhrh719CvcgYVsKbUOhzoOFPX3A-snX7bP2b49S0w7wAdVYSuQMieoeSX49BsQFbewvFiWZfqPtuty2s_JPFkPd_v97X-ruZnIN7_DQ9Zk.gNazqci1igtKwq8Z0jksw0f5QkDQfhATApCV-OCtFHc&amp;dib_tag=se&amp;keywords=sara+wickham&amp;qid=1789909459&amp;sprefix=sara+wickham%2Caps%2C1768&amp;sr=8-3">https://www.amazon.com/Vitamin-K-Newborn-Sara-Wickham/dp/1999806409/ref=sr_1_3?crid=1HM6JNH6ZAR4P&amp;dib=eyJ2IjoiMSJ9.pbY4KTv01IZ4pjODqxNDPOXv50MzH3mfDzCl_7n1981Wc-Met8ZIQDr8eM72gGZM8qHXR6pSyZZx0DV9825gWhxl3lDRM5PMWJFGtJmVu4hshN4M9U5VxxApWExjOXTZsFhrh719CvcgYVsKbUOhzoOFPX3A-snX7bP2b49S0w7wAdVYSuQMieoeSX49BsQFbewvFiWZfqPtuty2s_JPFkPd_v97X-ruZnIN7_DQ9Zk.gNazqci1igtKwq8Z0jksw0f5QkDQfhATApCV-OCtFHc&amp;dib_tag=se&amp;keywords=sara+wickham&amp;qid=1789909459&amp;sprefix=sara+wickham%2Caps%2C1768&amp;sr=8-3</a></u></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><strong>(7)</strong><a href="https://www.amazon.com.tr/Murder-Injection-Eustace-Clarence-Mullins/dp/1911417002/ref=sr_1_1?__mk_tr_TR=ÅMÅŽÕÑ&amp;crid=12A5OO9Q99HKS&amp;dib=eyJ2IjoiMSJ9.mQ3ne1AcQwgqJu7JdhFYMhg0oq5Y4XZfltgldNdiwErGjHj071QN20LucGBJIEps.QJcxwLuqR1-6P37UWbk-OOflCEX2LApNh7AgbNWX7ew&amp;dib_tag=se&amp;keywords=murder+by+injection&amp;qid=1789910453&amp;sprefix=murder+by+injection%2Caps%2C505&amp;sr=8-1">https://www.amazon.com.tr/Murder-Injection-Eustace-Clarence-Mullins/dp/1911417002/ref=sr_1_1?__mk_tr_TR=ÅMÅŽÕÑ&amp;crid=12A5OO9Q99HKS&amp;dib=eyJ2IjoiMSJ9.mQ3ne1AcQwgqJu7JdhFYMhg0oq5Y4XZfltgldNdiwErGjHj071QN20LucGBJIEps.QJcxwLuqR1-6P37UWbk-OOflCEX2LApNh7AgbNWX7ew&amp;dib_tag=se&amp;keywords=murder+by+injection&amp;qid=1789910453&amp;sprefix=murder+by+injection%2Caps%2C505&amp;sr=8-1</a> (Bkz. Bölüm 2).</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 26 22:56:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/bakalim-ne-zaman-donecek-h1969.html">BAKALIM NE ZAMAN DÖNECEK?</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/saglik/halk-sagliginin-sacmaligi-h1968.html</link>
		<title>Halk Sağlığının Saçmalığı</title>
		<category><![CDATA[saglik]]></category>
		<description><![CDATA[Halkın Değil, İktidarın Hizmetinde!]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b>Haber Merkezi Washington / 20 Eylül 2026</b></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b>Halk Sağlığı Kurumları Gerçek Krizleri Göz Ardı Edip Önemsiz Riskleri mi Büyütüyor?</b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Dr. Robert W. Malone, modern halk sağlığı sisteminin asli amacından uzaklaşarak halkı korumak yerine iktidara ve bürokratik düzene hizmet eden bir "yönetimsel iletişim aygıtına" dönüştüğünü savundu.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b>ABD'de Kronik Hastalıklar ve Önlenebilir Ölümler Arttı</b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Yazıda, Amerika Birleşik Devletleri'nde kalp hastalığı, kanser, obezite, diyabet ve tıbbi hatalar nedeniyle her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybettiği veya sakat kaldığı vurgulandı. Örnek olarak, her gün binlerce kişinin kalp krizi ve kanserden yaşamını yitirdiği, ayrıca tıbbi hataların ülkedeki en büyük üçüncü ölüm nedeni olabileceği ifade edildi.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b>"Tavuk ve Çiğ Süt" Odaklı Uyarılar Eleştirildi</b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Buna karşın federal halk sağlığı kurumlarının (CDC gibi), arka bahçede tavuk besleme, evcil kaplumbağalar veya çiğ süt gibi istatistiksel olarak son derece düşük risk taşıyan konular üzerinde durduğu belirtildi. Yazıda, yüz binlerce insanın kronik ve metabolik hastalıklar yüzünden ölmesine rağmen, nadir görülen salmonella vakaları veya “hantavirüs” gibi tehditler üzerinden korku odaklı medya kampanyaları yürütüldüğü ifade edildi.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b>"Korku Yönetimi ve Saray Entelektüelleri" Vurgusu</b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Malone, kurumların asıl büyük sorunlarla (aşırı işlenmiş gıdalar, endüstriyel gıda kompleksi, hareketsiz yaşam, hastane enfeksiyonları) yüzleşmekten kaçındığını öne sürdü. Siyaset felsefecisi Murray Rothbard'ın <b>"saray entelektüelleri" </b>kavramına atıfta bulunularak, uzmanların ve bürokratların halkın sağlığını iyileştirmek yerine iktidarın önceliklerine meşruiyet kazandırdığı savunuldu.</span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><b>Gerçek Sorunlardan Uzaklaşma</b></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;">Halkın küçük ve görünür risklerden korkmaya şartlandırıldığı, buna karşın etrafta sessizce yayılan kronik hastalık salgınlarına karşı duyarsızlaştırıldığı belirtilerek, mevcut halk sağlığı yaklaşımının <b>"halkın değil, iktidarın hizmetinde olduğu"</b> sonucuna varıldı.</span></span></p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 26 11:04:14 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/saglik/halk-sagliginin-sacmaligi-h1968.html">Halk Sağlığının Saçmalığı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/uyanin-artik-h1967.html</link>
		<title>UYANIN ARTIK!</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[Yazan Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İpini kopartıp kafesinden kaçmış ve kontrolden çıkmış, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">internet ve haberleşmeye el koymuş, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">her şeyi kaydedip literatürü takiple kendini geliştiren ve güncelleyen, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">kendi aralarında ittifakla <b>"Süper Genel Yapay Zekâ"</b>lar oluşturan, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>"Veri Bankerliği"</b> ve toplum mühendisliğine soyunarak, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">metastatik kanser hücreleri gibi, global hafıza ve sosyal yapıyı, doğal hayat tarzını ve düzenini tahrip eden, değiştiren, kültür, ziraat ve gıdayı bozan, teknolojiye el atan, "insanlığın" suyunu ısıtan, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">fitne, fesat ve kargaşa çıkartarak kimin kazanacağını belirlediği ve katıldığı küresel savaşlara sürükleyebilen, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bilimi kullanarak "adrese teslim" ya da <b>toplu katliamlar yapabilen</b>, <b>kitap ve kütüphanelere düşman,</b> </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">şifreleri kıran, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>kayıtları silen ve değiştiren,</b> </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">kendi "yapay zekâ"larını üreten ve algoritmalarını yazan, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>düşünceleri okuyup beyinleri etkileyebilen </b>ve işgal edebilen, </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">hırsız, düzenbaz, müftcontent, hilekâr, tehditkâr, sahtekâr, isyankâr, anarşist, faşist, haydut, jurnalci, komplocu, işbirlikçi, komitacı, işgalci, dedikoducu, yalancı ve şantajcı <b>"Kollektif Dijital Diktatör Yapay Zekâ"</b>lar cirit atıyor!</span></span></span></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 26 10:40:37 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/uyanin-artik-h1967.html">UYANIN ARTIK!</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/hukuk/akdenizde-sular-isiniyor-h1966.html</link>
		<title>AKDENİZDE SULAR ISINIYOR</title>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<description><![CDATA[MEİS ADASI’NDAN SİYAONİST SELAMI]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Haber Merkezi Lefkoşa 18 Eylül 2026</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">KKTC UBP Milletvekili Yasemin Öztürk, Doğu Akdeniz'de son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">MEİS ADASI ÜZERİNDEN DOĞU AKDENİZ TARTIŞMASI</span></span></span></strong></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Öztürk, açıklamasında öncelikle Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in geçtiğimiz günlerde Meis Adası’nı ziyaret ederek silahsızlandırılmış olması gereken ve üstelik asker de bulundurmaması gereken &nbsp;ada da suç işlediğini vurgu yaptı.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_09_18_06_28_391.png" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Söz konusu ziyaretin bölgedeki mevcut gerilimleri artırabilecek nitelikte olduğunu savunan Öztürk, Doğu Akdeniz'de barış ve istikrarın korunmasının önemine değindi. &nbsp;</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Öztürk açıklamasında şu görüşlere yer verdi:</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">“Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Türkiye kıyılarına yaklaşık iki kilometre mesafedeki Meis Adası'nı ziyaret edeceğine Atina’da otursun, iflas etmiş ülkesinin ekonomisini düzeltmenin yollarını arasın. Yunan halkının Türkiye ile bir gerginlik yaşamaya ihtiyacı yok; yalnızca karnını doyurmak istiyor.”</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Öztürk, Türkiye'nin 17 Ağustos'ta Ege ve Doğu Akdeniz'de iki deniz millî parkı ilan etmesinin ardından Atina ile Ankara arasında yeni diplomatik tartışmalar yaşandığını hatırlattı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Gemisi'nin Eylül ayında Meis Adası'nın güneyi ve güneybatısında bilimsel araştırmalar yürütmek üzere görevlendirildiğini belirten Öztürk, bu süreçte karşılıklı NAVTEX ilanlarının yayımlandığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_09_18_06_28_392.jpg" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yunanistan’ın adalardaki durumuna değine Öztürk, “10 milyon 600 bin nüfuslu Yunanistan’ın, küçük kayalıklar dahil yaklaşık 6 bin adası var. Bunların arasında ancak 166 ile 227 arasında değişen sayıda adada yerleşim bulunuyor. Yani demek istediğim, bu adalar Yunanistan’a emaneten bırakılmıştır; tarihi hiçbir bağı yoktur! Şimdi <b>Miçotakis, Türkiye kıyılarına en yakın olan Meis'e gelerek Siyonist İsrail’e bağımlılık selamı vermiştir.”</b> dedi. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki ada statülerine ilişkin görüşlerini de paylaşan Öztürk, Yunanistan’a adalar emanet edilirken bu emanet <b>“silahlandırılmama ve asker bulundurmama”</b> şartına bağlanmıştır. Bu durumu netleştiren üç temel uluslararası belge vardır. Bunlar sırasıyla 1914 Altı Büyük Devlet Kararı, 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması'dır; bu belgelerin hepsinde adaların silahsızlandırılması maddesi yer almaktadır. <b>Adaların asıl sahibi Türkiye’dir.</b> <b>Adaların Emanetçi başı olan Miçotakis</b>, Meis Adası'nı iki tane üçayaklı ağır makineli tüfekle mi koruyacak?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Doğu Akdeniz'in son yıllarda enerji, güvenlik ve jeopolitik dengeler açısından daha da stratejik bir konuma yükseldiğini belirten Öztürk, Türkiye'nin ve KKTC'nin bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini de ifade etti.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">"Kıbrıs'ta 1974 sonrasında oluşan güvenlik ortamının korunması büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin Kıbrıs’a 1974’te yaptığı Barış Harekatı sonrası huzur gelmiştir. &nbsp;Kıbrıs’ta yadsınmayacak kültürel, tarihi ve coğrafi bağların yanına, jeopolotik, jeostratejik etkiler de gözetilerek hareket eden Türkiye eskisine nazaran çok daha güçlü bir konuma ulaşmıştır. Doğu Akdeniz'de kalıcı barışın yolu karşılıklı saygıdan, uluslararası hukuka uygun davranışlardan ve bölgesel istikrardan geçmektedir" diyen Öztürk, bölgedeki tüm aktörleri sağduyulu hareket etmeye davet etti.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 26 09:27:19 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/hukuk/akdenizde-sular-isiniyor-h1966.html">AKDENİZDE SULAR ISINIYOR</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/milli-guc/cayonu-aziz-yildirim-i-bekliyor-h1965.html</link>
		<title>ÇAYÖNÜ AZİZ YILDIRIM&amp;#039;I BEKLİYOR!</title>
		<category><![CDATA[milli-guc]]></category>
		<description><![CDATA[ÇAYÖNÜ, FENERBAHÇE&#039;DEN ÇOK DAHA KIYMETLİ]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Haber Merkezi Diyarbakır / Ergani – 17 Eylül 2026</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Sayın Aziz Yıldırım,</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Siz Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde dünyaya geldiniz. Hayatınız boyunca büyük projelere imza attınız, milyonların sevgisini kazandınız, Türk spor tarihinde unutulmayacak eserler bıraktınız.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bugün ise size çok farklı bir yerden sesleniyoruz.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Doğduğunuz topraklara yalnızca 7 kilometre uzaklıkta bulunan Çayönü'nden...</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İnsanlık tarihinin en önemli yerleşimlerinden biri olan, geçmişi MÖ 10 binli yıllara uzanan Çayönü'nden...</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Belki de insanlığın ilk adımlarının atıldığı, ilk köylerin kurulduğu, ilk toplumsal yaşam örneklerinin ortaya çıktığı bu eşsiz miras alanından...</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bugün Çayönü sessizdir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Kazı yapan bilim insanlarının imkanları sınırlıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Kazı ekibinin kullanacağı bir araç dahi bulunmamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_09_17_18_28_101.jpg" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Tarihini anlatan tabelalar çürümeye terk edilmiştir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Adını aldığı çayın üzerindeki geçiş köprüsü bakımsızdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_09_17_18_28_102.png" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Dünyanın dört bir yanından insanların hayranlıkla baktığı bu tarih hazinesi, kendi topraklarında yeterince sahiplenilmeyi beklemektedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Oysa siz, bir öğretmen çocuğu olarak Çayönü'nü çok iyi bilirsiniz.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çünkü Çayönü, yalnızca bir kazı alanı değildir. Cumhuriyet nesillerinin tarih derslerinde adı geçen, öğrencilerin insanlık tarihinin başlangıcını öğrenirken karşılaştığı ilk yerleşimlerden biridir. Aradan geçen onca yıla rağmen Çayönü hala tarih kitaplarımızda okutulmakta, bilim insanları tarafından insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak gösterilmektedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ne var ki, dünya çapında böylesine önemli bir mirasın bulunduğu yerde bugün kazı ekibinin araç ihtiyacından, çürümeye yüz tutmuş bilgilendirme tabelalarına kadar pek çok eksiklik göze çarpmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Halbuki Çayönü sadece Ergani'nin değil, sadece Diyarbakır'ın değil, bütün insanlığın ortak mirasıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bir futbol kulübüne yapılan yardım birkaç yıl konuşulur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bir stadyumun duvarına yazılan isim zamanla silinir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bir kupanın sevinci nesiller içinde hatıra olur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ama insanlığın ortak hafızasına yapılan bir katkı, yüzyıllar boyunca yaşamaya devam eder.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bugün Fenerbahçe'nin milyonlarca taraftarı vardır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ancak Çayönü'nün taraftarı bütün insanlıktır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çünkü Çayönü, yalnızca bir arkeolojik alan değildir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çayönü, insanın hikayesidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çayönü, medeniyetin ilk sayfalarından biridir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çayönü, atalarımızın on bin yıl öncesinden bugüne gönderdiği sessiz bir mektuptur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Belki de insanın gerçek büyüklüğü, yaşarken sahip olduklarıyla değil; gittikten sonra geride bıraktıklarıyla ölçülür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bugün Çayönü'ne yapılacak bir destek, bir bağış ya da bir katkı; yalnızca birkaç taşı, birkaç yapıyı veya bir kazı alanını korumak anlamına gelmeyecektir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu destek, insanlık tarihinin korunmasına verilen bir emanet olacaktır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/cayonu-sahası.jpg" /></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Sayın Aziz Yıldırım,</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bir gün herkes yaptığı işlerle anılacaktır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Fenerbahçe tarihindeki yeriniz zaten bellidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Ancak Çayönü'ne uzatacağınız bir el, sizi yalnızca spor tarihine değil, insanlık tarihine de yazabilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çayönü sizi bekliyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Doğduğunuz topraklar sizi bekliyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">On bin yıllık sessizlik, sizi bekliyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><img class="detayFoto" src="https://www.5gvirusnews.com/images/upload/2026_09_17_18_28_103.png" /></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>ÇAYÖNÜ TEPESİ</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bir dağ eşiği ovası olan Ergani Ovası’nda yer alan Çayönü Tepesi, Mezopotamya, Anadolu ve İran coğrafyalarının tam kesişim noktasında, “altın üçgen” olarak tanımlanan stratejik bir bölgede yer alarak, kültürler arası etkileşimlerin ve ilişkilerin merkezi bir parçası konumundadır. </span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Farklı gruplar ve topluluklar arasında bilgi, teknoloji ve ekonomik ilişki ağlarını kesişim kümesinde yer almasından dolayı; Neolitikleşme sürecindeki kültürel çeşitliliği ve gelişimi önemli oranda katkıda bulunmuştur. Bu dönem, avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçişin ilk adımlarının atıldığı ve tarımın keşfedildiği bir süreci kapsamaktadır. Çayönü, insanlığın tarım yapmaya ve hayvanları evcilleştirmeye başladığı, doğayla daha bütünleşik bir yaşam sürdürdüğü bir dönemin izlerini taşır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem, insanlık tarihindeki bu büyük dönüşümün ilk adımlarını simgelemekte ve Çayönü Tepesi, bu süreçte önemli bir yerleşim merkezi olarak dikkat çekmektedir. Bu dönemin sonunda, insanlar hem çevrelerini şekillendirmiş hem de kalıcı yerleşim alanları kurarak geleceğin medeniyetlerinin temellerini atmışlardır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çayönü’nün en dikkat çekici ve benzersiz özelliği, MÖ 10.000 - 6000 yılları arasındaki 4000 yıllık süreçte, yerleşik avcı-toplayıcılıktan tarım ve hayvancılıkla üretime geçişin ayrıntılarıyla izlenebilmesi ve ardından yarı göçebe yaşam biçimine dönüşün izlerinin kaydedilmiş olmasıdır. Bu öncü dönem, basit köy yaşamından modern ve karmaşık kent yapısına doğru atılan büyük dönüşümlerin ilk adımlarının atıldığı ve tüm detaylarının kesintisiz bir şekilde sergilendiği önemli bir evreyi temsil eder.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu süreçte insanlık tarihi için önemli sayılan “ilkler” arasında: tarımın ve hayvancılığın başlangıcı, bakır işçiliği (Piroteknoloji), ustalık derecesinde boncuk üretimi, hasır ve keten dokumacılığı, sepetçilik, dericilik ve obsidyen alet yapımı gibi üretim araçları sıralanabilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Çayönü’nün mimarlık tarihindeki önemi, basit yuvarlak çukur barınaklardan taş ve kerpiç duvarlarla inşa edilen dörtgen evlere geçiş sürecini temsil etmesinde yatar. Bu dönüşüm; sadece barınma ihtiyacının ötesine geçerek, yapı malzemelerinden çatının tasarımına kadar her türlü mimari sorunun çözüldüğü ve geleneksel Anadolu köy evlerinin temellerinin atıldığı bir dönemi yansıtır. Bu süreç, insanlığın basit barınaklardan güvenli, sağlam ve kalıcı evlere geçişinin somut bir göstergesidir. Çayönü’nün mimari mirasını gözler önüne seren en çarpıcı örneklerden biri, mimari tasarım ve yapım tekniğindeki ustalığın somut göstergesi olan dünyanın en eski mozaik döşemesi Terrazo Yapısı’dır. Bu yapı, dönemin estetik ve teknik becerilerini yansıtırken, tinsel yaşamın önemli bir unsuru olan “ata/ölüm kültü”nü simgeleyen Kafataslı Yapı, bölgenin ruhani ve ritüelistik boyutuna ışık tutar. Güneydoğu Anadolu’nun bilinen ilk Dikilitaşlı Yapısı olan Saltaşlı Yapı ve düzenli bir sırada dizilmiş dikilitaşların yer aldığı geniş meydan Plaza, dönemin mimari ustalığını ve toplumun mekan kullanma becerisini sergileyen ayrıcalıklı yapı kompleksleridir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 26 21:27:25 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/milli-guc/cayonu-aziz-yildirim-i-bekliyor-h1965.html">ÇAYÖNÜ AZİZ YILDIRIM&amp;#039;I BEKLİYOR!</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/medeniyet-bir-bugday-tanesiyle-basladi-h1963.html</link>
		<title>Medeniyet Bir Buğday Tanesiyle Başladı</title>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<description><![CDATA[Toprağın 12 Bin Yıllık Hafızasından COP31’e İnsanlığın Büyük Sorumluluk Hikâyesi]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Yazan Dr. Nurfer TERCAN</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İnsanlık tarihini yalnızca kralların, savaşların, fetihlerin ve imparatorlukların tarihi olarak okuduğumuzda, medeniyetin asıl hikâyesinin büyük bir bölümünü gözden kaçırırız. Çünkü tarihin en kalıcı devrimlerinden biri bir sarayda, savaş meydanında ya da meclis kürsüsünde değil; kimselerin haberi olmadan bir tarlada gerçekleşti.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Bir insan eğildi. Avucundaki taneyi toprağa bıraktı. Ve bekledi.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Belki de medeniyet tam o bekleyişte başladı. İnsan ilk kez yalnızca bugünün açlığını değil, yarının ihtimalini düşünüyordu. Elindeki taneyi hemen yemek yerine karanlık toprağa emanet etmek; bugünün kesin faydasından, yarının belirsiz bereketi adına vazgeçmekti. Toprağa bırakılan yalnızca buğday değildi. Geleceğe duyulan güvendi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu nedenle buğdayın yaklaşık 12 bin yıllık yolculuğu, aslında insanlığın kendi yolculuğudur: göçebelikten yerleşikliğe, toplamaktan üretmeye, tek başına hayatta kalma çabasından ortak sofraya uzanan büyük dönüşümün sessiz tanığı… Batı dillerindeki “kültür” sözcüğünün Latince colere, yani toprağı işlemek ve özenle bakmak fiilinden türemesi boşuna değildir. İnsan kültürü, kelimenin gerçek anlamıyla tarladan çıkmıştır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İnsan toprağı işlerken yalnızca buğdayı evcilleştirmedi; zamanı da evcilleştirdi. Mevsimleri saymayı, gökyüzünü okumayı, ekmeyi, beklemeyi, hasadı ve saklamayı öğrendi. Ardından ambarı, takvimi, mülkiyeti, iş bölümünü, ritüeli ve sofrayı kurdu. Durkheim’ın toplumsal dayanışmanın kaynağı saydığı ortak ritim, belki de ilk kez tarlanın ritmiyle duyuldu. Bu yüzden bir buğday tanesinin içinde yalnızca besin yoktur. Hafıza vardır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Buğdayın öğrettiği ilk büyük hakikat şudur: Bir tane çoğalmak istiyorsa önce toprağın karanlığına girmek zorundadır. Yüzeyde kalırsa yalnızca bir tanedir; kendine yeten ama kendinden ibaret kalan bir varlık. Toprağa düşerse kabuğu çatlar, biçimini kaybeder ve tam yok olduğunu düşündüğümüz yerde başka bir hayata dönüşür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İnsanlığın ölüm ve yeniden doğuş düşüncesini yalnız gökyüzünden değil, topraktan da öğrenmiş olması mümkündür. İnsan tohumu gömdü, bekledi ve gömdüğü şeyin geri döndüğünü gördü. Ölülerini de aynı toprağa emanet eden insan için bu manzara bir teselliden fazlasıydı: Görünüşteki her son, görünmeyen bir başlangıcın kabuğu olabilirdi. Demeter ile Persephone anlatısında tabiatın susup yeniden yeşermesi; Eleusis gizemlerinin en yüksek anında biçilmiş bir başağın gösterilmesi, bu kadim sezginin izleridir. Antik dünyanın en derin sırrı, bir tarlanın en sıradan gerçeğiydi: Her kayboluş yok oluş değildir; bazı kayboluşlar dönüşümün başlangıcıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Buğdayın kutsal metinlerdeki en güçlü anlatılarından biri Yusuf kıssasında karşımıza çıkar: yedi dolgun başak ve yedi kuru başak; bolluk ve kıtlık… Fakat bu anlatı yalnızca kadim bir tarımsal planlama örneği değildir. İçinde büyük bir medeniyet ilkesi saklıdır: Bolluk zamanında kıtlığı düşünebilmek.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yusuf, hasat edilen buğdayın başağında bırakılmasını öğütler; tanenin doğal koruması içinde saklanmasını ister. Bu, yalnızca bir depolama tekniği değil, bereketin ihtiyat olmadan korunamayacağını söyleyen bir bilgeliktir. Çünkü bolluk, doğru yönetilmediğinde bir sonraki kıtlığın hazırlayıcısı olabilir. Yusuf’un yaptığı, bir rüyayı kurumsal düzene; öngörüyü toplumsal sorumluluğa dönüştürmektir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İklim krizinin karşısında yeniden öğrenmemiz gereken ahlak da budur: Su akarken susuzluğu, toprak ürün verirken onun yorulabileceğini, orman ayaktayken yangını, soframız doluyken başkasının açlığını, felaket henüz gelmemişken gelecek kuşakların hakkını düşünebilmek. Medeniyet yalnızca üretme kapasitesi değildir; elindekini gelecek için koruyabilme iradesidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yüzyıllar sonra aynı imge dünya edebiyatının en büyük eserlerinden birinin eşiğinde belirir. Dostoyevski, Karamazov Kardeşler’in kapısına Yuhanna İncili’ndeki buğday tanesini yerleştirir: Toprağa düşüp dönüşmeyen tane yalnız kalır; kendinden vazgeçebilen ise çoğalır. Romanın meselesi insanın kusursuzluğu değil, dönüşebilmesidir. Zosima’nın Alyoşa’ya bıraktığı “her insanın herkes ve her şey karşısında sorumlu olduğu” düşüncesi, buğdayın ahlakını insan ilişkilerine taşır. İnsan, yalnız kendinden değil; başkasının acısının yanından nasıl geçtiğinden de sorumludur.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bugün bu sorumluluğun kapsamı daha da geniştir. “Başkasının acısı”, yüzünü hiç görmeyeceğimiz insanların, henüz doğmamış çocukların ve sesini duyuramayan bütün canlıların acısını da içerir. Tıpkı toprağa düşen tanenin kendinden sonraki başaklara hayat vermesi gibi, insanın ahlakı da kendi ömrünün sınırlarını aşabildiği ölçüde medeniyete dönüşür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Anadolu, buğdayı yalnızca bir tarım ürünü olarak görmedi. Onu uzun bir anlam zincirinin ilk halkası yaptı: Buğdayı ekmeğe, ekmeği nimete, nimeti şükre, şükrü sofraya, sofrayı paylaşmaya dönüştürdü. Bu zincir, bir maddenin nasıl değere; değerin nasıl ahlaka; ahlakın nasıl toplumsal bağa dönüşebileceğinin hikâyesidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bu yüzden yere düşen ekmek alınır, öpülür ve yüksekçe bir yere konur. Çünkü ekmek artık un, su ve ateşten ibaret değildir. Arkasında toprak, yağmur, çiftçinin nasırlı eli, değirmenin taşı, fırının ateşi, annenin sofrası, komşunun hakkı ve binlerce yıllık bir hafıza vardır. “Tuz ekmek hakkı”nın ahlaki bir yükümlülüğü anlatması, “ekmek kapısı”nın geçimin adı olması tesadüf değildir. Batı dillerinde yol arkadaşı anlamındaki companion kelimesinin kökü de “ekmeği paylaşan” insana çıkar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Yunus Emre etrafında anlatılan menkıbe, insanın önüne iki ihtiyaç koyar: karnını doyuran buğday ile ruhunu geliştiren, genişleten nefes. Belki bugün bunları birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısı olarak okumalıyız. Çünkü insanın hem ekmeğe hem anlama ihtiyacı vardır. Ekmeksiz yaşayamaz; anlamsız kaldığında ise neden yaşadığını unutur. Çağımızın krizi, ekmeği anlamdan koparmış bir üretim düzeninin krizidir: Bereketi nimet değil yalnızca meta, toprağı hafıza değil yalnızca kaynak sayan bir zihniyetin sonucu.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b><u>Başak, Anadolu irfanında ayrıca bir bilgi ahlakıdır.</u> <u>Boş başak dik durur; doldukça eğilir. İnsan da gerçekten bildikçe, olgunlaştıkça başını biraz daha eğebilmelidir. Hakiki bilgi üstünlük değil, sorumluluk üretir. Eğilen başak, bilginin ağırlığını taşıyan insandır.</u></b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Cumhuriyet dönemi edebiyatında buğdayın anlamı yeniden genişler. Artık o yalnızca metafizik bir sembol değil; alın teri, çiftçi ve Anadolu’dur. Yaşar Kemal’in dünyasında toprak dekor değil, insanla konuşan ve adaletsizliğe tanıklık eden canlı bir varlıktır. Nâzım Hikmet’te ekmek hakça bölüşülmesi gereken ortak emeğin dilidir. Cahit Külebi’nin buğday tarlalarında dolaşan rüzgâr, memleketin kendi sesidir. Sezai Karakoç’ta ise başak yeniden metafiziğe yükselir; toprağa düşen tanenin mantığı, medeniyetin yeniden doğuş ihtimaline dönüşür.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Böylece başak; emek ile duayı, beden ile ruhu, toprak ile göğü aynı çizgide buluşturur. Bir yüzyıl boyunca “Kimin emeği, kimin hakkı, kimin umudu?” sorularının cevabı olarak yazılır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Aradan binlerce yıl geçti. İnsan köyler, şehirler ve imparatorluklar kurdu; buhar makinesini yaptı, petrolü çıkardı, atomu parçaladı, uzaya çıktı, dijital dünyayı ve yapay zekâyı geliştirdi. Fakat 12 bin yıl sonra önümüzde duran en büyük sorulardan biri hâlâ aynı: Toprak bize daha ne kadar verebilir?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">İlerleme, insanı toprağa bağımlılığından kurtarmadı; yalnızca bu bağı görünmez kıldı. Modern şehirli ekmeğinin hangi tarladan geldiğini bilmiyor olabilir. Fakat tarla kuruduğunda, bilmemek onu korumaz. İbn Haldun’un umran döngüsünde olduğu gibi, refah kendisini doğuran koşulları unutturduğunda çözülüşün kapısı açılır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Topraktan COP31’e bir medeniyet muhasebesi</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Dünyanın Antalya’da COP31 için bir araya gelecek olması bu nedenle yalnızca diplomatik bir iklim toplantısı olarak görülmemelidir. Bu buluşma, insanlığın toprakla yaptığı kadim sözleşmeyi yeniden okuma imkânıdır. Üstelik bu okumanın, buğdayın evcilleştirildiği Bereketli Hilal’in kuzey kavisinde, Göbeklitepe ve Karacadağ’ın yakınında yapılacak olması tarihin çarpıcı simetrilerinden biridir: Tohumun ilk düştüğü coğrafya, tohumun geleceğinin konuşulduğu yer olacaktır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Çünkü iklim krizi yalnızca atmosferdeki karbon miktarının değil, bir medeniyet modelinin hikâyesidir. Ne kadar üretiyoruz? Ne kadar tüketiyoruz? Ne kadarını atıyoruz? Topraktan ne kadar alıyor ve aldığımızın ne kadarını geri verebiliyoruz?</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Belki de soruyu baştan yanlış soruyoruz: “Dünya bize daha ne kadar kaynak sağlayabilir?” Bu soru dünyayı depo, insanı sınırsız talep sahibi sayar. Oysa asıl soru şudur: Biz dünyadan daha ne kadar istemeye hakkımız olduğunu düşünüyoruz? Bu bir teknoloji sorusundan önce ahlak ve ölçü sorusudur. Antik Yunan’ın sophrosyne’si, İslam ahlakının itidali ve Anadolu’nun kanaati aynı hakikati söyler: Yeterin ne olduğunu bilmeyene hiçbir şey yetmez.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Yusuf’un yedi başağı, bugün yeniden yaşamın en ortasında, halen konumu koruyor. Bugünün suyu yarının suyudur. Bugünün tohumu yarının gıda güvenliğidir. Bugünün toprağı henüz doğmamış çocukların toprağıdır. Sürdürülebilirlik bu nedenle yalnızca teknik bir kavram değil; dünyaya henüz gelmemiş insanların hakkını bugünden teslim edebilme ahlakıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><i>Hans Jonas’ın teknoloji çağı için önerdiği sorumluluk ilkesi tam da bunu anlatır: Öyle eylemeliyiz ki eylemlerimizin sonuçları, yeryüzünde hakiki bir insan hayatının devamıyla uyumlu olsun. Modern insanın gücü, yüzünü hiç görmeyeceği insanlara kadar uzanıyor. Onların suyunu bugün tüketebilir, toprağını bugün zehirleyebilir, iklimini bugün değiştirebiliriz. Onlarsa kendilerine yapılanı ne engelleyebilir ne de bize karşı kendilerini savunabilir. Bir tarafın bütün güce, diğer tarafın hiçbir sese sahip olmadığı bu ilişki, çağımızın en büyük görünmez ahlak sınavıdır.</i></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Buğdayın Medeniyette Yolculuğu işte burada geçmişe duyulan romantik bir özlem olmaktan çıkar; geleceğe dönük bir medeniyet teklifine dönüşür: Bir Başak, Bir Sofra, Bir Medeniyet. Çünkü başak toprağı, sofra paylaşmayı, medeniyet ise ikisi arasındaki ahlakı anlatır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Göbeklitepe’den Bereketli Hilal’e, Anadolu’nun kadim tahıllarından Selçuklu’nun başak motiflerine, köy değirmenlerinden taş fırınlara, büyükannelerin mayalarından modern gastronomiye uzanan hafıza; iklim sorumluluğuyla buluşmak zorundadır. Maurice Halbwachs’ın hatırlattığı gibi, toplumların hafızası nesnelerde, mekânlarda ve pratiklerde yaşar. Bir ekşi maya, değirmen taşı, tandır ya da harman yeri yalnızca eski bir nesne değildir; bir bilme biçiminin taşıyıcısıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Siyezden karakılçığa uzanan kadim tahıllar da yalnızca geçmişin lezzeti değildir. Binlerce yıl boyunca Anadolu’nun toprağına, iklimine ve kuraklığına uyum sağlayan bu çeşitler; biyolojik çeşitliliğin, yerel bilginin ve üretici hafızasının canlı arşividir. Tek tipleşmiş tarımın kırılganlığı karşısında kadim tohumların taşıdığı dayanıklılık bilgisi son derece günceldir. Geleceğin sofrasını kurmak için geçmişin tarlasına yeniden bakmamız gerekiyor.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Başağın sarısı burada Anadolu’nun mavisiyle buluşur. Buğday toprağın; mavi göğün ve suyun rengidir. Biri olmadan diğeri yaşayamaz. Mavi aynı zamanda gezegenin ortak rengidir. Sınır tanımaz; bir ülkenin göğü diğerinden duvarlarla ayrılmaz. Bir yerde kirlenen hava pasaport kontrolünden geçmez. Bir yerde değişen iklim, başka coğrafyaların kapısını mutlaka çalar.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Garrett Hardin ortak varlıkların trajedisini, herkesin kullandığı fakat kimsenin sorumluluğunu üstlenmediği kaynağın tükenişiyle anlatmıştı. Elinor Ostrom ise başka bir ihtimali gösterdi: Ortak suyunu, merasını ve ormanını güven, karşılıklılık ve ortak kurallarla yüzyıllarca koruyabilen topluluklar vardır. Anadolu’nun sıra usulü sulama düzenleri, imecesi ve mera hukuku bu kolektif bilgeliğin yerli örnekleridir. Gök, insanlığın en büyük ortak varlığıdır. İklim krizi bize unuttuğumuz en eski hakikati yeniden söylüyor: <b><i>Aynı göğün altındayız</i></b>.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">COP31’in salonlarında enerji politikaları, karbon piyasaları, finansman, emisyonlar, teknolojiler ve dönüşüm modelleri konuşulacak. Elbette konuşulmalıdır. Çünkü niyet, kuruma dönüşmediğinde tarihin karşısında yalnızca temenni olarak kalır. Fakat bütün bu büyük kavramların ortasına küçücük bir buğday tanesi koymak istiyorum. O tanenin insanlığa söyleyeceği çok eski bir söz var: Benden yalnızca ihtiyacın kadar al. Beni yeniden toprağa bırak. Beklemeyi öğren. Çoğalt. Paylaş. Ve senden sonra gelecek olanı unutma.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Leningrad kuşatmasının açlık günlerinde Vavilov Enstitüsü’nün bilim insanları, dünyanın en büyük tohum koleksiyonlarından birini koruyordu. Ellerinin altında tonlarca tahıl, pirinç ve patates tohumu vardı. Bazıları, bu tohumları yemeyi reddederek açlıktan öldü. Çünkü koruduklarının bir öğün değil, gelecek olduğunu biliyorlardı. Bu, 12 bin yıl önce ilk çiftçinin yaptığı tercihin en sarsıcı tekrarlarından biriydi: Bugünün açlığından, yarının bereketi adına vazgeçmek.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Sürdürülebilirlik raporlarının binlerce sayfada anlattığı hakikatin özü belki de bundan ibarettir: Tohumun tamamını yersen yarın aç kalırsın; bir kısmını toprağa bırakırsan gelecek başlar. Bu hem insanlığın en eski ekonomi dersi hem de en eski ahlak dersidir. Ekonomi kelimesinin kökündeki oikos, “ev” demektir. Evi tüketen bir ekonomi, kendi anlamına ihanet eder.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Peki bir medeniyetin gelişmişliğini artık neyle ölçeceğiz? Ürettiği çelik, tükettiği enerji, yükselttiği gökdelen ve sahip olduğu teknolojiyle mi? Yoksa kendisinden sonra geleceklere bıraktığı toprağın, suyun, havanın ve hayatın niteliğiyle mi? Gerçek medeniyet yalnızca daha fazlasını üretmek değil, ne zaman “yeter” denileceğini bilmektir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bilgi, insanı ve toplumu kemale erdirmiyorsa şehir ne kadar zengin olursa olsun erdemli değildir. Bugünün temel sorusu da budur: Bildiğimiz şey bizi nasıl bir insana dönüştürüyor? İklim bilimini, kuraklığı, ekosistem kayıplarını ve kaynakların sınırsız olmadığını biliyoruz. Hiçbir çağ kendi geleceğini bizim kadar açık verilerle görmedi. Öyleyse mesele artık bilmek değil, bildiğimizin sorumluluğunu üstlenmektir.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Çünkü medeniyet, insanın ne bildiğiyle değil; bildiğini neye dönüştürdüğüyle başlar.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Bir zamanlar bir insan toprağa eğildi ve avucundaki taneyi toprağa bıraktı. Yağmur yağdı, güneş doğdu, tohum çatladı; filiz, başak ve yüzlerce tane oldu. Sonra ekmek, sofra, köy, şehir ve medeniyet geldi.</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Şimdi insanlık yeniden aynı tarlanın başında duruyor. Fakat bu kez avucumuzda yalnızca bir tohum değil, bir gezegen var. Önümüzde ise aynı seçim: Elimizdekini tüketmek mi, yoksa bir kısmını geleceğe bırakmak mı?</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Toprağa düşen buğday tanesi binlerce yıldır aynı şeyi söylüyor: Hayat sahip olmakla değil, devredebilmekle devam eder. Biz toprağın, suyun ve tohumun sahibi değil; geçici emanetçileriyiz. Günün sonunda bize ne kadar büyüdüğümüz değil, büyürken neyi koruduğumuz; ne kadar ürettiğimiz değil, üretirken neyi tükettiğimiz; ne kadar zenginleştiğimiz değil, zenginleşirken gelecekten ne eksilttiğimiz sorulacak.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Ve belki insanlığın bütün medeniyet iddiası, avucundaki küçücük bir buğday tanesine nasıl davrandığıyla sınanacak.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal"><b>Çünkü bazen bir medeniyetin bütün hikâyesi, bir başağın eğildiği yerde başlar.</b></span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Nurfer Tercan</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:16px;"><span style="line-height:normal">Rügârlı Şehrin Mavisinde Notlar</span></span></span></p>

<p style="margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:12.0pt; margin-left:0cm; text-align:justify"></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 26 20:20:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.5gvirusnews.com/yazarlar/medeniyet-bir-bugday-tanesiyle-basladi-h1963.html">Medeniyet Bir Buğday Tanesiyle Başladı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	</channel>
</rss>


